Kutsal Yazılar’ın büyük temalarından biri ve 119. Mezmur’da özel bir sıklıkta ortaya çıkan, Tanrı’nın sözlerinin açılmasının ışık vermesidir; en az iki anlamda “Saf insanlara akıl verir” (119:130). Birincisi, “saf”, Tanrı’nın lütufkâr vahyinin ışığında nasıl yaşanacağı konusunda hiçbir şey bilmeyen akılsız, “saf insanlara” atıfta bulunabilir. Tanrı’nın sözlerinin açıklanması bu tür insanlara ışık verir. Onlara nasıl yaşamaları gerektiğini öğretir ve ahlaki ve ruhsal konularda daha önce hiç göstermedikleri bir derinlik ve kavrayış kazandırır.

İkincisi, Tanrı’nın sözleri yeni ufuklar açar. Birkaç paragraf önce mezmur yazarı şöyle yazmıştı: “Ne kadar severim yasanı! Bütün gün düşünürüm onun üzerinde. Buyrukların beni düşmanlarımdan bilge kılar, çünkü her zaman aklımdadır onlar. Bütün öğretmenlerimden daha akıllıyım, çünkü öğütlerin üzerinde düşünüyorum. Yaşlılardan daha bilgeyim, çünkü senin koşullarına uyuyorum.” (119:97-100). Mezmur yazarı, öğretmenlerinden daha yüksek bir IQ’ya sahip olduğunu ya da düşmanlarından daha zeki veya tüm yaşlılardan daha parlak olduğunu söylemiyor. Aksine, Tanrı’nın talimatı (O’nun “yasası”) üzerinde sürekli düşünmenin ve Tanrı’nın emirlerine itaat etmeye olan derin bağlılığının ona sadece parlak bilginlerin ve iyi eğitimli siyasi liderlerin ulaşamayacağı bir anlayış ve iç görü derinliği sağladığını iddia etmektedir.

Öğrencilerimden biri örnek olarak gösterilebilir. Liseden zar zor mezun olmuş. Hiç kiliseye gitmemiş. Babasına Tanrı hakkında soru sorduğunda, babası ona bu tür konular hakkında konuşmamasını söylemiş. Amerika Birleşik Devletleri Kara Kuvvetlerine düşük rütbeli bir asker olarak katılmış ve oldukça zor bir hayat yaşamış. Hayatının belli dönemlerinde LSD ile kafayı bulmuş. Sonunda 82. Hava İndirme Tümeni’ne katılmış ve uçaklardan atlarken uğursuzluğu savuşturmak ve şans getirsin diye bir cep İncili taşımaya başlamış. Sonunda onu okumaya başlamış –yavaşça, çünkü iyi bir okuyucu değilmiş. Baştan sona okuduktan sonra iman etmiş. Yerel şapel papazlarından birine gitmiş ve “Peder, ben kurtuldum” demiş. Papaz da ona “Henüz değil” deyip onu bir din eğitimine tâbi tutmuş. Nihayet İncil’i öğreten bir kilise buldu. Uyuşturucuyu bıraktı (altı ay sonra ordudaki ‘uyuşturucu kankalarının’ çoğu yakalandı), ve ordudan ayrılıp, bir üniversiteye girdi, muazzam bir şekilde gelişti ve şimdi ilahiyat fakültesinde yüksek ve zorlu bir Yunanca eğitimi görüyor.

Tanrı’nın sözlerini özümsüyordu. Bu onun yaşamını değiştirdi ve ona birçok öğretmeninden daha fazla anlayış kazandırdı. Tanrı’nın sözlerinin açığa çıkması “Saf insanlara akıl verir.”