Mezmurlar’ın aktardığı iç görüler arasında, kötülüğün ve kötü insanların doğasına en çok nüfuz edenlerden bazıları vardır. Bunlar nadiren soyut kategorilere sokulur. Neredeyse her zaman işlevsel ve ilişkiseldirler. “Kötü insanın günahının” temelinde ne yatar? “Tanrı korkusu yoktur onda.” (Mez. 36:1). Bu, kötü kişinin Tanrı’nın sonunda vereceği cezadan akılsızca korkmamasından daha fazla bir şey ifade eder (bundan daha azını ifade etmese de). Bu, kötülerin nihai gerçekleri göremeyecek kadar kör oldukları anlamına gelir. Ya Tanrı’yı hiç görmezler ya da daha az korkunç bir şekilde, Tanrı’yı olduğu gibi görmezler.
Tanrı’nın suretinde yaratılan insanlar için tüm uygun davranış ve bakış açısı, referans noktasını ve ölçüsünü Tanrı’nın kendisinde bulur. Rab korkusu hem bilginin (Özd. 1:7) hem de bilgeliğin (Özd. 9:10) başlangıcıdır, çünkü “Akıl Kutsal Olan’ı tanımaktır” (Özd. 9:10). Tersi ise tam bir ahmaklıktır: “Ahmaklarsa bilgeliği ve terbiyeyi küçümser” (Özd. 1:7). Mezmur yazarının, “Tanrı yoktur” diyenin akılsız olduğunda ısrar etmesine şaşmamak gerekir (Mez. 14:1). Yönetebileceğimiz evcil tanrılar ya da acımasız ve ahlaksız vahşi tanrılar ya da Tanrı’nın suretini taşıyanları kişiliksizleştiren gayri şahsi tanrılar uydurmak daha az aptalca değildir. Bizim gibi asi imge taşıyıcılarına haklı olarak korku salması gereken görkemli kutsallığı da dahil olmak üzere gerçek Tanrı’ya karşı kör olunduğunda, ahmaklık uçurumuna doğru inişimizde duracak bir yer yoktur.
Kötülerin körlüğü kendilerini değerlendirmelerine kadar uzanır. “Kendini öyle beğenmiş ki, suçunu görmez, ondan tiksinmez” (Mez. 36:2). Günahını fark edebilecek kadar iyi görebilseydi, ne olduğunu –yaşayan Tanrı’ya karşı isyan– görebilseydi ve Yaratıcısının görkemli kutsallığı karşısındaki alçaklığı ve küstahlığı nedeniyle ondan nefret edebilseydi, kaçınılmaz olarak Tanrı’dan da korkardı. İkiz körlük birdir.
Elbette bu nedenle Tanrı’nın varlığına ilişkin felsefi tartışmalar asla yalnızca akıl yoluyla çözülemez. Mesele Tanrı’nın mantıksız olması ya da kendisini tanıksız bırakması değildir. Aksine, insan günahının trajedisi ve rezilliği, Tanrı’nın lütfu dışında bizi korkunç derecede kör bırakmaktadır. Yine de bu körlük suçlu bir körlüktür: kötülerin gözlerinin önünde Tanrı korkusu yoktur. Pavlus bu noktayı o kadar iyi anlamıştır ki, bunu insanın kaybolmuşluğuna dair kanıtının en son kanıtı haline getirir (Romalılar 3:18). Elçinin kaleme aldığı sonraki on üç ayet için Tanrı’ya şükürler olsun.