Davut ve Golyat’ın (1. Sam. 17) adları birçok kişinin gençliğinden beri bildiği bir öyküyü çağrıştırır. Bazen Davut çok küçük bir çocuğa benzetilir, oysa gerçekte hem bir aslanı hem de bir ayıyı yenmiş genç bir adamdır. Ancak günümüzde bu iki isim, “Golyat”ları alt eden küçük insanları ve kuruluşları çağrıştırır hale gelmiştir. Kuşkusuz cesaret ve gözü peklik konusunda alınacak dersler vardır, ancak en önemli dersler biraz daha farklı çizgilerde yatmaktadır.

(1) Belki de önce biraz belirsiz olan kronoloji üzerinde düşünmek gerekir. 1. Samuel 16. bölümün sonunda Davut, Saul’un sarayında yatıştırıcı müzik çalan biri olarak görünmektedir; ancak Davut’un Golyat’la savaşından sonra Saul’un hâlâ genç adamın kim olduğunu öğrenmesi gerekmektedir (17:55-58). Kuşkucu bilim adamları bu sorunun çözülemeyeceğinde ısrar ederler ve bu nedenle burada tarih dışı pek çok malzeme olduğu sonucuna varırlar. Yine de: (a) Saul’un, ne kadar rahatlatıcı olursa olsun, kraliyet sarayındaki bir müzisyenin geçmişini özel olarak araştırması için özel bir neden yoktur. Saul 17. bölümdeki olaylardan sonrasına kadar bunu öğrenmek istememiş olabilir. (b) Daha büyük bir olasılıkla, 17. bölümdeki olaylar 15:1423’ten önce gerçekleşmiş olabilir. İbranice fiiller zaman ayrımlarını İngilizce fiiller gibi aktarmazlar ve 17:1’i, “Şimdi Filistliler toplanmıştı...” vb. şeklinde çevirmememiz için hiçbir neden olmadığı gösterilmiştir. Bu, sonraki bölümlerin dikkatini çeken Saul ve Davut arasındaki ilişki için önemli bir arka plan oluşturur.

(2) Davut’un ordu personeline söylediği sözler (17:26) tecrübesiz bir gencin aceleci küstahlığı olarak algılanabilirse de (ve kesinlikle Davut’un kardeşi Eliav da bu şekilde algıladı, 17:28), küstahlığın ardında Tanrı’nın yüceliğiyle ilgili şeffaf bir endişe vardır; bu endişe onu Golyat’a kişisel gösterişten uzak ama bolca imanla cevap vermeye iter (17:45-47). Tabii ki, çıkarcılar bazen Tanrı’nın sözlerinin arkasına saklanırlar. Ama Davut o türden biri değildir. Hayatının bu evresinde kendine hakim olma cilasından yoksun olduğu için suçlanabilir, ama en azından yüreği doğru yerdedir.

(3) Her şeyden önce, bu bölümü Samuel’in Davut’u meshetmesini hatırlamadan okumamak gerekir: “O günden başlayarak RAB’bin Ruhu Davut’un üzerine güçlü bir biçimde indi” (16:13). Tanrı merkezli olmanın, cesaretin, şaşmaz hedefin, büyük zaferin ve Tanrı’nın adının ve yüceliğinin yükselmesinin kaynağı burada yatmaktadır.

Metin bizi Davut’a hayranlık duymaya değil, Tanrı’nın Ruhu’nun bir kişiyle neler yapabileceğini düşünmeye çağırmaktadır.