Pavlus’un Romalılar’a yazdığı mektupta değindiği en önemli noktalardan biri, lütfun, hem Yahudileri hem de diğer uluslardan olanları kazanan merhametin inanılmaz ölçüsüdür. Aynı şekilde suçluyuz; aynı şekilde Tanrı’nın ölçüsüz merhameti sayesinde aklandık, bağışlandık, yenilendik.

Bu merhamet karşısında Pavlus okuyucularını “Bedenlerinizi diri, kutsal, Tanrı’yı hoşnut eden birer kurban olarak sunun” der (Rom. 12:1). Bu ayete o kadar aşinayız ki, tuhaflığı artık bizi şaşırtmıyor. Antik dünyada, bir kurban elbette başlangıçta canlı olmalıdır, ancak onu kurban yapan şey, ölüme terk edilmesidir. Ancak Pavlus bedenlerimizi diri kurbanlar olarak, yani Tanrı’nın merhametine kendimizi, özellikle de bedenlerimizi O’na adayarak karşılık veren sürekli “kurbanlar” olarak sunmamızı ister. Böyle kurbanlar “kutsal ve O’nu hoşnut eden” kurbanlardır. Buradaki fikir, aldığımız eşsiz merhametin ışığında, en azından onu hoşnut etmek isteyeceğimizdir.

Bu tür kurbanlar bizim “ruhsal tapınmamızı” oluşturur. “Ruhsal” olarak çevrilen sıfat hem “ruhsal” hem de “makul” ya da belki de “mantıklıyı” kapsar. Bunlar bir tapınakta sunulan, kan akıtmayla başlayan, bedenin yakılmasıyla devam eden ve etin seçici bir şekilde yenmesiyle tamamlanan kurbanlar değildir. Yeni antlaşma tapınması artık tapınağa ve Sina antlaşmasının ritüel taleplerine bağlı değildir. Tanrı’nın merhametine karşılık olarak yaşama şeklimiz Hristiyan ibadetinin merkezinde yer alır.

Bunun neye benzediğini bilmek istiyorsak, ikinci ayet ilke olarak pratikleri açıklar ve sonraki ayetler bunlara somut bir şekil verir. Bedenlerimizi diri kurbanlar olarak Tanrı’ya sunmak, artık bu dünyanın kalıbına uymak değil, düşüncemizin yenilenmesiyle değişmek demektir (12:2). Başka bir deyişle, söz konusu olan, içimizde dikkatle maskelenmiş nefret, şehvet, aldatma, kıskançlık, açgözlülük, korku, acı ve kibrin pençesinde kalırken, yalnızca dışsal davranışlar değildir. Söz konusu olan, düşünme biçimimizi dönüştürmek, zihinlerimizi Tanrı’nın yolları ve Sözü’yle uyumlu hale getirmektir. Bu, gerekli ve akıllıca olan tüm davranış değişikliğini üretecektir ve bu değişiklik radikal olacaktır. Bu temel dönüşüm sayesinde, Tanrı’nın isteğinin ne olduğunu kendi deneyimlerimizle sınayıp onaylamamız ve onu “iyi, beğenilir ve yetkin” bulmamız mümkün olacaktır (12:2). Romalılar 8:9’un ışığında, bu dönüşüm için motive edici güç kuşkusuz Tanrı’nın Ruhu’dur. Ancak bu muhteşem gerçek bizi kararlılıktan kurtarmaz; aksine güçlendirir.