Pavlus “bekârlar” konusunu ele alırken (1. Korintliler 7:25-38 –bu sözcük kadın ya da erkek olsun, cinsel açıdan deneyimsiz olanları ifade eder) şöyle yazar: “Öyle sanıyorum ki, şimdiki sıkıntılar nedeniyle insanın olduğu gibi kalması iyidir” (7:26). Dolayısıyla, bekârların bekâr kalması, evlilerin boşanmaya çalışmaması vb. iyidir. Pavlus’a göre bu, bir bekârın evlenmesi durumunda günah işlediği anlamına gelmez. Ancak “zamanın daraldığı” konusunda ısrar eder (7:29). Bu ne anlama gelmektedir?
(1) Bazıları, ilk kilisedeki diğer herkes gibi Pavlus’un da İsa’nın çok yakında, kesinlikle kendi yaşam süreleri içinde döneceğine inandığını ileri sürmüştür. Bu kadar sınırlı bir ufka sahip olan Pavlus, bekâr olanların evlenmeden kalmalarının daha iyi olacağını söyler. Bu pasajın bu şekilde okunması elbette Pavlus’un ve ilk kilisenin geri kalanının yanıldığı anlamına gelir: İsa o kadar çabuk geri dönmemiştir. Ancak Yeni Antlaşma’da uzun bir gecikme olasılığını öngören o kadar çok pasaj vardır ki, ilk Hristiyanların bu özel yanılsama altında acı çektikleri fikrine katılamayız.
(2) Bazıları “şimdiki sıkıntıların” (7:26) özel olarak sıkıntılı bir zulüm dönemine işaret ettiğini ileri sürmüştür. Eğer yetkililer Hristiyanları, özellikle de önderlerini yakalamak istiyorlarsa, bekâr olmak bir avantaj olabilir: yerleşik olmazsınız, daha kolay saklanabilirsiniz ve yetkililer ailenize yüklenerek size baskı yapamazlar. Ancak bu yorumun iki aşılamaz sorunu vardır. (a) Bekârlara uyabilir ama Pavlus’un hitap ettiği diğer insanlara uymaz: örneğin, yas tutanlar yas tutmuyormuş gibi, sevinenler sevinmiyormuş gibi, mal satın alanlar malları yokmuş gibi yaşamalıdır (7:29-30). (b) Hepsinden önemlisi, Korintliler’in zulüm tehdidi altında olduklarına dair hiçbir kanıt yoktur. Bu mektubun tüm tonu, hayatı biraz cümbüş olarak gördüklerini göstermektedir.
(3) “Sıkıntı” olarak çevrilen sözcük basitçe “zorunluluk” ya da “mecburiyet” anlamına gelmektedir. Pavlus’un sözünü ettiği şey ne Mesih’in dönüşü ne de zulümdür; Son’u göz önünde bulundurarak yaşamanın şimdiki “zorunluluğu”, şimdiki “mecburiyeti”dir. Putperestlerin ve sekülerlerin aksine, başlıca sevincimizi evliliğe, refaha ya da başka herhangi bir geçici şeye bağlayamayız. Bunların hepsi “sanki değilmiş gibi” formülünün kapsamına girer: “sanki bunlara dalmamış gibi” yaşayın. “Çünkü dünyanın şimdiki hali geçicidir.” (7:31). Hristiyanlar için bu şeylerden zevk almanın, yas tutmanın ya da mutlu olmanın sorumlu yolları vardır ama bunlar asla mutlak bir şeymiş gibi değildir.