Hâkimler 1-2’nin okunmasından, İsraillilerin ilk zaferlerinden sonra fetih hızının önemli ölçüde değiştiği anlaşılmaktadır. Birçok durumda kabileler kendi bölgelerini kontrol altına almaktan sorumluydu. Ancak zaman geçtikçe, İsrailliler güçlendikçe, Kenanlıları ülkeden kovmak ya da yok etmek değil, onlara boyun eğdirmek ve hatta köleleştirmek, onları “su çekicileri ve odun kesicileri” yapmak, onları zorla çalıştırmak (1:28) belirtilmemiş bir politika haline gelmiş gibi görünüyor.
Kaçınılmaz sonuç, ülkede büyük ölçüde putperestliğin kalmış olmasıdır. İnsan doğası böyle olduğu için, bu sahte tanrılar kaçınılmaz olarak antlaşma topluluğu için bir “tuzak” haline geldi (Hâkimler 2:3). Putperest sunakları yıkmayı reddetmelerine kızan Rab’bin meleği, halk kendilerine söyleneni yapmazsa, görevi tamamlamalarını sağlayacak kesin yardımı artık onlara sağlamayacağını ilan eder (eğer isteselerdi!). Halk kaybedilen fırsat için ağlar, ama artık çok geçtir (2:1-4). Bu kesinlikle hiç uyarılmadıklarından değildir.
Hâkimler kitabının kalanının arka planı budur. Kitabın ana temalarından bazıları 2. bölümün geri kalanında bizim için özetlenmiştir. Kitabın geri kalanının büyük bir kısmı burada ortaya konan düşüncenin bir örneğidir.
Trajediyle dolu ana konu, antlaşma topluluğunun döngüsel başarısızlığı ve Tanrı’nın onları tekrar tekrar kurtarmak için nasıl müdahale ettiğidir. Başlangıçta halk Yeşu’nun ve ondan sonra gelen ihtiyarların yaşamı boyunca sadık kalmıştır (2:6). Ancak, gerek Mısır’dan Çıkış’ta, gerek çöl yıllarında, gerekse Vaat Edilmiş Topraklar’a giriş sırasında Tanrı’nın gerçekleştirdiği mucizelerden hiçbir şey görmemiş olan yepyeni bir kuşak yetiştiğinde, Rab’be olan sadakat azaldı. Senkretizm ve putperestlik yaygınlaştı; halk atalarının Tanrısı’nı bırakıp Baallar’a, yani Kenanlılar’ın çeşitli “ilahlarına” kulluk etti (2:10-12). Rab öfkeyle karşılık verdi; halk çevredeki yağmacıların akınlarına, geri dönüşlerine ve askeri yenilgilerine maruz kaldı. Halk yardım için Rab’be yakardığında, halkı zorbalıktan kurtaran ve antlaşmaya sadık kalarak onlara önderlik eden bir hâkim – bölgesel ve çoğu zaman ulusal bir lider– çıkardı. Ve sonra döngü yeniden başladı. Tekrar ve tekrar.
İşte size ciddi bir ders. Olağanüstü canlanma, reform ya da antlaşmaya dayalı yenilenme dönemlerinden sonra bile, Tanrı’nın halkı asla sadakatsizlik, imansızlık, büyük putperestlik, itaatsizlik ve gazaptan bir ya da iki nesilden daha fazla uzak değildir. Tanrı yardımcımız olsun.