1. Krallar’ın son bölümü, 1. Krallar 22, pek çok imanlı için sıkıntılıdır. Çünkü burada Tanrı’nın kendisi, Kral Ahav’ı kandıracak ve onu yıkıma götürecek olan “aldatıcı bir ruh” (22:22) göndermiş olarak sunulur. Tanrı yalancıları onaylar mı?
Ortam öğreticidir. Yahuda Krallığı ve İsrail Krallığı bir kez olsun birbirlerini boğazlamak yerine Aram Kralı’na karşı birlik olurlar. Yahuda Kralı Yehoşafat, antlaşmaya bağlı kalmayı ve Tanrı’ya sadık kalmayı arzulayan iyi bir adam olarak karşımıza çıkar, ancak biraz pısırıktır. Muhtemel askeri sefere bir macera gibi yaklaşır, ama İsrail Kralı Ahav’ın “RAB’be danışmasını” ister (22:5). Sahte peygamberler sözlerini bitirdikten sonra Yehoşafat, Rab’bin başka bir peygamberi olup olmadığını soracak kadar zekidir ve Mikaya ortaya çıkar. Ancak Mikaya’nın uyarılarına rağmen Ahav’la birlikte gider ve hatta Ahav’ın kimliği gizlenirken kraliyet giysilerini muhafaza etmeyi kabul eder.
Ama konunun özü Mikaya’da düğümlenmektedir. Dikkat edin:
(1) Dolaylı olarak, Ahav etrafını kendisine duymak istediklerini söyleyecek dindar dalkavuklarla çevirmiştir. Mikaya’dan nefret etmesinin nedeni, Mikaya’nın kendisi hakkında söylediklerinin kötü olmasıdır. Etrafını dalkavuklarla çeviren tüm liderler gibi Ahav da kendini kandırılmaya hazırlar.
(2) Mikaya alaycı bir şekilde olumlu bir öngörüde bulunarak söze başladığında (22:15), Ahav Mikaya’nın doğruyu söylemediğini hemen anlar (22:16). Bu, biraz sıkıntılı bir vicdana işaret eder. Ne de olsa Tanrı daha önce Ahav’a Navot konusundaki suçu nedeniyle bir gün köpeklerin onun kanını yalayacağını söylemişti (21:19). Dolayısıyla bir gün kötü haber bekliyordu ve varlığının derininde evcilleştirilmiş “peygamberlerinin” mutlu tahminlerine gerçekten güvenemezdi.
Mikaya ona yaklaşan felaketi haber verdiğinde, sahte peygamberlerin tutarlılığı ve oybirliği için de dramatik bir neden sunar: Tanrı’nın kendisi aldatıcı bir ruhu onaylamıştır. Ahav’ın zamanı gelmiştir: yok edilecektir. Tanrı’nın egemenliği, Ahav’ın uysal peygamberlerine “yanıltıcı bir güç” göndermek için kullanılan araçları bile kapsar (krş. 2Se.2:11-12). Yine de Ahav’a bütün bunların söylenmesi, Tanrı’nın ona hâlâ lütufkâr bir şekilde gerçeğe erişim sağladığını gösterir. Ancak Ahav o kadar ileri gitmiştir ki, gerçeği hazmedemez. Gülünç bir tepkiyle, sıradan askerlerin arasında kendi kimliğini saklayacak kadar gerçeğe inanır, ama Ramot-Gilat’tan uzak duracak kadar inanmaz. Bu yüzden ölür: Tanrı’nın egemen yargısı gerçekleşir, çünkü hem gerçeği hem de yalanı duyan Ahav yalanı tercih etmiştir.