Tanrı’nın kendisini Avram’a her gün açıkladığını düşünmemeliyiz; belirleyici anlar, önemli bir zaman diliminde gerçekleşmiştir. Kronolojik ipuçlarını bir araya getirdiğimizde, Yaratılış 12’de Avram’ın yetmiş beş yaşında olduğunu öğreniriz. Yaratılış 15 tarihsizdir, ancak bu olayın sonraki on yıl içinde gerçekleştiği tahmin edilmektedir. Yaratılış 17’ye geldiğimizde ise Avram doksan dokuz yaşındadır ve İsmail on üç yaşındadır (Yar. 17:1, 25). Tanrı’nın bu olayla ilgili açılış sözleri, daha önce tanıtılan bazı temaları yeniden gündeme getirerek büyük bir teselli sağlamıştır: “Ben Her Şeye Gücü Yeten Tanrı’yım. Benim yolumda yürü, kusursuz ol. Seninle yaptığım antlaşmayı sürdürecek, soyunu alabildiğine çoğaltacağım” (Yar. 17:1-2).
Takip eden ayetlerde antlaşma, toprak vaadi ve Avram’ın “birçok ulusun babası” olacağı vurgulanır (Yar. 17:4-5). Sonuncusu gururla ifade edilse de, kurtuluş tarihini ileriye taşıyan üç yeni unsur dikkat çeker:
1. Yeni İsimler: Hem Avram’a hem de Saray’a yeni isimler verilir. “Avram” (yüce baba), “İbrahim” (birçok ulusun babası) olarak değiştirilir. Bu isim değişikliği, İbrahim’in yeryüzündeki bütün halkların kendisi aracılığıyla kutsanacağı vaadini ima eder (Yar. 12:3). Benzer şekilde, “Saray” ismi “Sara”ya dönüşür; bu, onun “ulusların anası” olacağını ifade eder (Yar. 17:16). Bu isimler, onların Tanrı’nın planındaki rollerinin ne kadar önemli olduğunu gösterir.
2. Sünnet: Tanrı, sünneti antlaşmanın işareti olarak tanıtır. Sünnet, eski Yakın Doğu halkları arasında bilinen bir uygulamaydı, ancak burada özel bir anlam kazanmıştır. Bu ritüel, Tanrı’nın halkıyla yaptığı antlaşmanın eşsiz işareti olarak belirlenir. İbrahim, bu buyruğa uymakta hiç tereddüt etmez ve ev halkıyla birlikte derhal sünnet olur (Yar. 17:23-27). Sünnet, İbrahim’in soyunun diğer halklardan ayrılmasını sağlayan sosyal bir “sınır işareti” olur. Ancak bundan daha fazlasıdır; bu işarete uymamak, bir kişinin Tanrı’nın halkından koparılması anlamına gelir (Yar. 17:13-14).
3. İshak ve İsmail: Tanrı, İbrahim’in Sara’dan bir oğul doğacağına dair vaatlerini yineler. Ancak İbrahim’in, Sara’nın bu yaştan sonra doğum yapabileceğine olan şüpheleri nedeniyle, İsmail’in vaatlerin varisi olmasını teklif ettiği görülür (Yar. 17:17-18). Fakat Tanrı, antlaşma soyunun İshak’tan geçeceğini kesin bir şekilde belirtir (Yar. 17:19-21). İsmail çok sayıda çocuk sahibi olacak ve büyük bir ulus oluşturacaktır; ancak antlaşma, Tanrı’nın egemen seçimiyle İshak üzerinden ilerleyecektir.
Bu noktada, Tanrı’nın kurtuluş tarihindeki planının hem evrensel bir vizyon taşıdığı hem de özel bir seçime dayandığı açıkça görülür. İbrahim’in hikâyesi, bu seçimin derin etkilerini taşır ve Tanrı’nın sözlerinin asla boşa gitmeyeceğini bize hatırlatır.