108. Mezmur, Mezmurlar kitabı içinde oldukça farklı bir yere sahiptir. Küçük değişiklikler dışında, diğer iki mezmurun bölümlerinden oluşur. Mezmur 108:1-5, 57:7-11’i; Mezmur 108:6-13, 60:5-12’yi takip eder. Yine de sonucun “hissi” şaşırtıcı derecede farklıdır.

Hem 57. hem de 60. Mezmur’da Davut’u büyük bir baskı altında buluruz. İlkinde başlık Davut’u Kral Saul’dan kaçarken ve bir mağarada saklanırken gösterir; ikincisinde ise Davut ve askerleri yenilmiştir. Ancak her iki durumda da mezmur övgü ve güvenle biter ve bu iki mezmurun övgü ve güvenle ilgili bölümleri şimdi 108. Mezmur’u oluşturmak üzere bir araya getirilmiştir. Her ne kadar 108. Mezmur hala Tanrı tarafından azarlanmayı içeren stresli bir duruma işaret etse de (108:11), bütünün tonu diğer iki mezmurun ilk bölümlerindeki karanlık ruh halinden uzaklaşır ve buna kıyasla hayranlık ve güvenle dolup taşar.

Bu basit gerçek bizi çok önemli bir şeyin farkına varmaya zorlar. Önceki iki mezmur (57 ve 60), –bireysel ya da toplumsal– bir tehlikeyle karşılaştığımızda ya da küçük düşürücü bir yenilgiye uğradığımızda kuşkusuz bize özellikle uygun görünecektir. Şimdiki mezmur, Tanrı’nın çok yönlü iyiliğine dönüp baktığımızda, egemenliğinin kapsamını ve övgülerimizi almaya layık olduğunu kendimize hatırlattığımızda kulaklarımızda çınlayacaktır. İmanımızın yeni bir temele oturtulmasını gerektiren yeni bir girişimde bulunmak üzere olduğumuzda özellikle yararlı olabilir. Bu değişen uygulama bakış açısı, aynı sözler şimdi yeni bir bağlama yerleştirildiği için ortaya çıkar. Ve mesele de budur.

Her ne kadar Kutsal Yazıların tümü doğru ve önemli olsa da incelenmeyi, üzerinde düşünmeyi ve dikkatle uygulanmayı hak etse de Rab Tanrı bilgeliğiyle bize soyut ilkelerden oluşan bir Kutsal Kitap değil, çok çeşitli durumlarla örülmüş çok çeşitli metinler vermiştir. Çeşitliliğe rağmen, elbette, hala tek bir kapsamlı hikâye ve bunun arkasında nihai olarak tek bir Akıl vardır. Ancak, farklı insan deneyimlerinin zengin çeşitliliği, farklı kutsal kitaplar ve pasajlar –özellikle farklı mezmurlar– aracılığıyla yansıtıldığında, insan yazarın deneyimi ile bizim deneyimimiz arasındaki “uyum” özellikle yakın olduğunda, Kutsal Kitap’ın bize benzersiz bir güç ve kuvvetle hitap etmesini sağlar.

Bu şaşırtıcı zenginlik için Tanrı saygılı bir övgüyü hak eder. O’ndan başka hangi akıl, O’ndan başka hangi anlayış, O’ndan başka hangi ilahi gözetim Kutsal Yazılar’ın oluşumu üzerinde böylesine birlik içinde ve böylesine derin çeşitliliğe sahip bir eser üretebilir? Burada da 108:5’in sözlerine “Amin” dememiz için bir neden vardır: “Yüceliğini göster göklerin üstünde, ey Tanrı, görkemin bütün yeryüzünü kaplasın!”