Amerikan paralarının üzerinde “Tanrı’ya güveniriz” yazar. Çoğulcu çağımızda, “Hangi Tanrı?” diye sormak mantıksız değildir. Bu sorunun cevabı açık bir şekilde İncil’deki Tanrı olsa bile, sanırım çoğu insan Tanrı’ya duyulan bu güveni oldukça özel ya da mistik bir şekilde düşünecektir. Tanrı’ya güveni bir tür dini sezgi, dindarca bir duyarlılık olarak düşünmek, bu güvenin neleri içerdiğine dair sadece en belirsiz algıya sahip olmak rahatsız edici derecede kolaydır.
Davut böyle bir yanılsama içinde değildir. Mezmur 56’da iki kez, dolaylı olarak güvendiği Tanrı’yı tanımlaması, güvenin doğasına dair bir içerik verir. Davut şöyle yazar: “Sana güvenirim korktuğum zaman. Tanrı’ya, sözünü övdüğüm Tanrı’ya Güvenirim ben, korkmam. İnsan bana ne yapabilir?” (56:3-4, vurgu eklenmiştir). Tekrar: “Sözünü övdüğüm Tanrı’ya, sözünü övdüğüm RAB’be, Tanrı’ya güvenirim ben, korkmam; insan bana ne yapabilir?” (56:1011, vurgu eklenmiştir).
Her iki pasajda da Davut, Tanrı’ya güvenmenin korkusunun tek çözümü olduğunu kavrar: “ Sana güvenirim korktuğum zaman. Tanrı’ya, sözünü övdüğüm Tanrı’ya Güvenirim ben, korkmam. İnsan bana ne yapabilir?” Mezmurun başlığı Davut’un bu mezmuru Gat’ta yaşadığı korkunç deneyimden kısa bir süre sonra yazdığını gösterir (1. Sa.21:10-15). Saul’dan kaçarken Davut Filist topraklarında saklanmış ve öldürülmesine ramak kalmıştı. Deli numarası yaparak kaçtı. Kuşkusuz çok korkmuştu ve korkusu içinde Tanrı’ya güvendi ve hayatını kurtaran olağanüstü bir eylemi gerçekleştirecek gücü buldu.
Ancak bizim amacımız açısından, Davut’un güvenini itiraf etmesindeki çarpıcı unsur, bir cümleyi tekrarlamasıdır. Üç kez, sözünü övdüğüm Rab Tanrı’dan söz eder. Bu bağlamda, bu tanımlamayı ortaya çıkaran özel sözcük muhtemelen Davut’un bu koşullar altında ona neden bu kadar tam olarak güvenebildiğiyle ilgilidir. Davut’un övdüğü bu “sözün” ne olduğuna dair en olası aday, Tanrı’nın ona krallığı verme ve onu bir hanedanın başı olarak kurma vaadidir. İçinde bulunduğu koşullar o kadar vahimdir ki, imansızlık daha açık bir şekilde haklı görülebilir. Ama Davut, sözünü övdüğüm Rab’be güvenir.
İhtiyacımız olan şey konuşan Tanrı’ya imandır, konuşan Tanrı’nın söylediklerine sıkı sıkıya bağlı olan Tanrı’ya imandır. O zaman, korkunç koşulların ortasında bile, sözünden dönmeyen Tanrı’da derin bir huzur bulabiliriz. Şeffaf bir şekilde, böyle bir iman Tanrı’nın vahiysel sözlerine dayanır.