“RAB’den tek dileğim, tek isteğim şu: RAB’bin güzelliğini seyretmek, tapınağında O’na hayran olmak için ömrümün bütün günlerini O’nun evinde geçirmek.” (Mez. 27:4). Bu görkemli duruşun başka yerlerde de benzerleri vardır. Mezmur 84:10-11’de mezmur yazarı şöyle der: “Senin avlularında bir gün, başka yerdeki bin günden iyidir; Kötülerin çadırında yaşamaktansa, Tanrım’ın evinin eşiğinde durmayı yeğlerim. Çünkü RAB Tanrı bir güneş, bir kalkandır. Lütuf ve yücelik sağlar; Dürüstçe yaşayanlardan hiçbir iyiliği esirgemez.”
Bu, mezmur yazarının tüm zamanını kilisede geçirmek istediğini söylemekle aynı şey değildir. Tapınak bir kilise binasından çok daha fazlasıydı ve havra binaları henüz icat edilmemişti. Bu, mezmur yazarının tüm zamanını antlaşmanın yaşayan Tanrısı’nın huzurunda ve kutsamasında geçirmek istediğini söylemenin bir yoluydu; Tanrı, belirlediği kentte ve temel tasarımını şart koştuğu tapınakta kendini yüce bir şekilde gösteriyordu. Bu zorunlu olarak tüm tapınak ayinlerini ve törenlerini içeriyordu, ancak mezmur yazarını yönlendiren şey ince bir dini estetik duygusu değildi. Bu, Rab’bin katıksız güzelliğinin ezici duygusundan başka bir şey değildir.
Ancak gözlemlenmesi gereken iki bağlantı daha vardır:
(1) Mezmur yazarının özlemi bilinçli bir seçimle ifade edilir: “tek isteğim şu” (27:4, italikler eklenmiştir); “Senin avlularında bir gün, başka yerdeki bin günden iyidir; Kötülerin çadırında yaşamaktansa, Tanrım’ın evinin eşiğinde durmayı yeğlerim” (84:10, italikler eklenmiştir). Mezmur yazarı arzusunu ve tercihini ifade eder ve her iki durumda da odak noktası Tanrı’nın kendisidir. Tanrı’nın lütfuyla bu odağı paylaşmadığımız sürece onu gerçekten anlayamayız.
(2) Mezmur yazarı bu duruşta kendisi için bol miktarda güvenlik olduğunu kabul eder. Tanrı’ya tapınmak ve O’nun varlığından zevk almak iyidir, çünkü Tanrı Tanrı’dır, iyi ve görkemlidir; ancak aynı zamanda kendi güvenliğimizin bu Tanrı’da dinlenmeye bağlı olduğunu kabul etmek de doğrudur. Davut “RAB’bin güzelliğini seyretmek ve tapınağında O’nu aramak” ister, çünkü “kötü günde beni çardağında gizleyecek; çadırının emin yerinde saklayacak, yüksek bir kaya üzerine çıkaracak beni” (27:4-5). “Tanrı’nın evinin eşiğinde durmayı yeğlerim” diye okuruz, çünkü “RAB Tanrı bir güneş, bir kalkandır” (84:10-11).